akıllı mobilyalar / optimist şubat yaratıcı endüstri sayfaları

akıllı mobilyalar / optimist subat

Reklamlar

Yöneticiler yaratıcı devrime hazır mı? Optimist / Şubat 2014

Yılın ilk yazısında, “tasarım ile değişim” demiş; bunun öncüsü olan iki önemli yayın hakkında bilgi vermiştim. Değişim konusunu biraz daha açmak istiyorum.

2012’de ilki gerçekleştirilen Tasarım Bienali ‘ndeki Adhokrasi sergisinde  Türkiye’de ilk kez 3D yazıcıları sergilemiş ve bunların kopya tasarımlar üretmekten çikolata basmaya kadar uzanan farklı kullanımlarını irdelemiştik. Bunun üzerinden sadece 2 yıl geçti ve bu sergide pek çokları için belki de uzak ihtimal görünen üç boyutlu yazıcı, yaratıcılık dünyasında çığ gibi büyüdü, yeni bir devrim olarak hayatın her köşesine sızdı. Geçtiğimiz bu dönemde Hershey’in müşterilerinin istediği çikolatayı 3D baskı teknolojisi ile üretip satacağını, şapkaların, ayakkabıların 3D basılmış versiyonlarını, bu şekilde ilk kez üretilen silahı veya tıpta kullanılan son derece başarılı 3D örneklerini gördük, görmeye devam ediyoruz. Devrim şu ki, bu teknoloji sadece belli bir jenerasyonun meşgul olduğu bir yenilik değil, artık nerede ise dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde ilk öğrenim çağındaki öğrencilerin eğitimi için kullanılan bir araç. İlk öğrenim kara tahtadan sonda gördüğü dijital araçlardan, 3D yazıcı kullanımına hızla geçti. Çok kısa bir sure sonra geleceği şekillendirecek bu beyinlerin günlük hayat anlayışları bizimkinden fazlası ile farklı, araçları ve yaratıcılık meselesi ile olan ilişkileri bizlerden fazlası ile üstün.

Bu ve benzeri gelişmeleri uzaktan, takdir veya eleştiri ile izlemek bir yana, her yöneticinin farkında olması gereken şey,10-15 sene içinde bu jenerasyon ile işbirliği kurmak, iletişim içinde bulunmak  zorunda kalacağı gerçeği. Türkiye’nin konuya şu andaki uzak ara mesafesini düşündüğümde ileride büyük problemler yaşayacağını söyleyebilirim. İş dünyamız bu değişim için hazırlıklı değil .Hazırlıklı olmak için istekli, destekçi de değil.

Ilk öğrenimde hızla yaygınlaşan diğer bir konu ise tasarım odaklı düşünme ( design thinking).  Daha once bu sayfalarda kısaca değinmiş olduğum bu  metodoloji bugün ilk öğrenim çağındaki öğrencilerin  problem çözümünde , yeni fikir üretebilmede daha cesur olmalarında etkin bir yöntem olarak kullanılıyor. Çok mutluyum ki lise çağındaki kızımın okulunda ve bildiğim bir kaç özel okulda da bu uygulamalar yakından takip ediliyor ve uygulanıyor ama MEB eğitim sistemi içerisinde tasarım odaklı düşünme yöntem ve araçlarını görebilmek, yeni nesli daha yaratıcı ve yeni fikirler üretebilen bir nesil olarak yetiştirmek bana yine ülkemiz için uzak bir ütopya gibi görünüyor.

Geçtiğimiz yıllarda  hayatımıza giren kavramlar arasında “maker” ve “repair” da var. “yapıcı” ve “ tamir etmek” olarak  çevirebileceğim bu iki kavram, aslında aşırı üretim – tüketim dengesine karşı insanlar tarafından açılmış bir savaş. Para ile satın alınan ihtiyaçları, değişen eğilimler ile sürekli yenilemek veya arızalandıklarında yenisi ile değişitirme kültürünün aslında sürdürülebilir bir yaşam için ne kadar yanlış olduğunu vurguluyor “repair” hareketi. Maker  hareketi ise, insanların artık ve/veya yeni malzemelerden kendi ihtiyaçlarını kendilerinin üretmesi, başkalarına bağımlı olmadan kendi basit araç ve gereçlerini yapabilmesi üzerine kurulu bir hareket. Tüm dünyadaki makerlar, farklı ülkelerde bir araya gelip bir de maker pazarı kuruyorlar. Bu iki hareketi önemsemeyebiliriz; bir grup insanın  ortaya attığı ve uyguladığı bir aksiyon gibi görebiliriz ama öyle değil. Her iki hareket  de geleceğin üretim – tüketim dengelerinde etkili olan büyük bir devrim niteliğinde. Sürdürülebilir ve daha duyarlı bir dunya için  müthiş bir bilinç yaratıyor ve yaygınlaşıyor. Ülkemizde gelişmişliğin hala açılan AVM sayısı ile ölçümlendiği  düşünülürse bu kavramlardan da ne kadar uzak olduğumuz açıkça anlaşılabilir.

Yeni dünya oldukça yaratıcı, değişim yaşamış bir dünya ama biz buna hazır olmak için bilinç ve donanıma maalesef şu anda sahip değiliz. Üretimden satışa, ihracattan günlük hayatlarımıza kadar her alanda etkili olacak bu yaratıcı devrimleri anlamak ve özümsemek için iş dünyasının vizyoner olması gerekli.