“Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” Peki ya Nasıl? (2. Tasarım Bienali Değerlendirme, Mimarist-52, Ocak 2015 )

Mimarist 52 12-18.1 Mimarist 52 12-18.2 Mimarist 52 12-18.3 Mimarist 52 12-18.4 Mimarist 52 12-18.5Mimarist 52 12-18.6 Mimarist 52 12-18

Reklamlar

2015 Yılında Gelen En Yeni Oyuncu: Chicago Architecture Biennial ( #arkitera, ocak 2015 )

Sayıları gün geçtikçe artan mimarlık ve tasarım etkinliklerine 2015 yılında bir yenisi daha ekleniyor. 1 Ekim 2015 tarihinde açılacak ilk Şikago Mimarlık Bienali en az 14.’ sü geçtiğimiz aylarda sonlanan Venedik Mimarlık Bienali kadar ilgi çekeceğe benziyor.

2014’ün en büyük mimarlık olayı olan 14. Venedik Mimarlık Bienali 23 Kasım 2014 günü kapandı. Rem Koolhaas’ın “Fundamentals”(temeller) kavramsal çerçevesi etrafında düzenlenen bienalin 228.000 izleyici tarafından gezildiği kayıtlara geçti. 6 hafta süren bienalin sadece ön izlemesi için bir kaç günde 12.214 kişi Arsenale’ye akın etti.

Bienale bu yıl aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 10 yeni ulusal katılım oldu. Böylece 65 ulusal temsil, (Giardini de 28, Arsenale’de 27, kent içinde 10 ülke) tarihi bir rekor olarak gerçekleştirildi.

Bienal süresince 22 yan etkinliğin yanında, mimarlık buluşmaları, bienal seansları, öğrenci etkinlikleri, film gösterimleri de yapıldı. Öğrenci katılımı 38.243 kişi olarak belirtildi. Bienale 3346 basın temsilcisinin katıldığı belirtiliyor. 2502 makale yazılmış, 98 TV yayını gerçekleşmiş. Bienalin resmi web sitesini 6 ay boyunca 1.038.056 kişi kullanırken, Facebook sayfasını 226.912 kişi beğenmiş ve Twitter’dan da 251.000 takipçiye ulaşılmış.

Venedik kentine, mimarlık bienali de dahil olmak üzere sadece kültür ve sanat etkinlikleri için yılda 2 milyon turist ilave olarak geliyor. Niş bir alan olarak mimarlık bienali, görünüyor ki bunun neredeyse %10 unu teşkil edecek yakında. 1865 ‘den bu yana kent gelirleri bakımından büyük önem taşıyan bu etkinliklerin maddi getirisini hesaplamak ise oturduğumuz yerden oldukça zor, ancak işin ulaşım, konaklama, yemek, alışveriş gibi boyutlarını düşündüğümüzde sadece yaz aylarında gelen bu ek 2 milyon turistin nasıl bir kentsel katma değer kattığını en azından hayal edebiliriz.

Evet, kültürel ve sanatsal etkinlikler kentlerin ekonomilerine büyük ölçüde artı değer sağlıyor. Bu nedenle dünya üzerinde sayıları gittikçe artan miktarda etkinlik düzenleniyor. Sanat bienallerinin sayıları doyma noktasına ulaştığından yeni bienaller daha çok mimarlık, tasarım, grafik tasarım alanlarına yöneliyor. 2012 yılında Domus dergisinde yapılan bir sıralamaya göre dünya üzerinde mimarlık, grafik tasarım, tasarım ve kentsel tasarım alanında toplam 65 etkinlik görünüyordu. Geçtiğimiz zaman içinde eklenenleri, farklı alanları ve ölçekleri biraz daha küçük olanları, ticari fuarları da eklediğimizde bu sayı çok rahatlıkla 200 civarındadır.

Güncel sanat bienalleri alanında deneyimli organizasyonlar, ilave olarak tasarım ve mimarlık alanında da etkinlikler düzenleme konusunda girişimci oldukları zaman hem kendi etkinliklerinin periyodunu arttırabiliyor hem de farklı alanlarda kitlelere ulaşabiliyorlar. İstanbul’da bu kervana, Gwangju, SaoPaolo gibi kentleri takiben katılmıştı 2012 de. İkincisi 2014 yılında gerçekleşen Tasarım Bienali vesilesi ile İKSV ek olarak farklı bir alanda ortalama 100.000 civarında izleyiciye ulaştı ve uluslararası alanda ilave bir farkındalık sağladı.

Tekrar mimarlık alanına geri dönersek, bu denli büyük bir etkileşimden yararlanmak isteyen kentlerin sayısı belirttiğim gibi önümüzdeki dönemde gittikçe artacak. Bu bağlamda, 2015 de tanışacağımız en yeni oyuncu Şikago Mimarlık Bienali olacak.

Şikago, mimarlık alanında en az Venedik kadar ilgi çekebilecek bir kent. Ünlü mimarlara, akımlara ev sahibi olmuş bu kent Amerikan mimarisi üzerinde etkin bir rol üstlenmiş; kamusal sanat alanında sahip olduğu eserlerle de öncü bir atmosfer. Bu özellikleri çok iyi bilen ve bana göre kentin kültürel zenginliği bakımından girişimciliği ile göz dolduran Şikago valisi Rahm Emanuel de kentin mimarlık geçmişini avantaja dönüştürebileceğini ve bu pastadan bir pay alabileceğini iyi düşünmüş.

1 Ekim 2015- 6 Ocak 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilecek ilk Şikago Mimarlık Bienali’nin eş kuratorleri Graham Vakfı’nın direktörü Sarah Herda, ve ilk İstanbul Tasarım Bienali’nin de kuratörlerinden de biri olan Joseph Grima olacak. Bienalin kavramsal çerçevesi, “The State of the Art of Architecture” ( Mimarlık Sanatının Durumu ) olarak açıklandı.

Bienalin teması, 1977 yılında mimar Stanley Tigerman tarafından düzenlenen bir konferanstan esinlenilerek belirlenmiş. Bu konferansa dönemin önde gelen mimarları davet edilmiş ve mimarlığın durumu tartışılmış.2015 yılında tekrar büyük bir mimarlık olayına hazırlanan Şikago da bienal çerçevesinde 1977’deki bu ruhun tekrar yaşatılmasını ve etkisinin genişletilmesini hedefliyor.

Mimarlık sadece binalar tasarlamaktan öte, dinamik bir kültürel pratik olarak ele alındığında, etkilerinin kentsel yaşamda ve sanatta, performans, film, çevre ve yeni teknolojiler gibi farklı alanlarda nasıl görüldüğünü araştıracak Şikago Mimarlık Bienali. Barınma ihtiyacından eğitime kadar uzanan bir aralıkta pratiğin gündelik yaşamlardaki rolünü ortaya koyarken, çevresel duyarlılık, ekonomik gelişme gibi farklı sorumllukuların da altı çizilecek. Bienal aynı zamanda yerel insan kaynağının global ağlarla buluşmasını da hedefliyor. Bu çerçevede mimarlar sanatçılar, tasarımcılar, planlamacılar, aktivistler, politika belirleyiciler gibi günümüz problemlerine farklı yaklaşımlar getiren tüm profesyonelleri de davet ediyor.

Bienalin ana alanı Şikago Kültür Merkezi olarak belirlenmiş. Burada genç ve yetenekli mimarların yeni ve ısmarlanmış işleri sergilenecek. Bunun dışında kent bir kanvas olarak ele alınacak ve farklı enstalasyonlar Milenyum Park’ından kentin ara sokaklarına kadar yayılacak. Kentin güneyinde gerçekleştirilecek kamusal programlar sanatçı Theaster Gates tarafından geliştiriliyor. Bienal süresince farklı kurumların ve öğrencilerin yan etkinliklerini de izlemek mümkün olacak.

Ilk Şikago Mimarlık Bienali de pek çok bienal gibi bir danışma kurulu tarafından gözetiliyor. Bu kurulda şu isimler var: David Adjaye (Londra), Elizabeth Diller (New York), Jeanne Gang (Chicago), Frank Gehry (Los Angeles),Stanley Tigerman (Chicago), Sylvia Lavin (Los Angeles), Lord Peter Palumbo (London), ve Hans Ulrich Obrist.

Mimarlık etkinliklerinin ve basınının yakın takipçilerinin bildiği dünyaca ünlü mimarlık fotoğrafçısı Iwaan Baan, Şikago mimarlık bienalinin ilk ısmarlama işini yapacak kişi olarak açıklandı. Baan, kentte çektiği fotoğraflarla bir Şikago güncesi hazırlayacak. Bu iş bienal süresince sergilenecek ve aynı zamanda bienal kataloğunda da bulunacak. Fotoğrafçının havadan ve yerden çekeceği fotoğraflar arasında kentin günlük yaşantısının yanısıra önemli noktalarının da belgelenmesi bekleniyor. Bunların arasında Skidmore, Owings ve Merill tarafından 1960’ların sonlarında tasarlanmış olan Hancock Tower ve Mies van der Rohe tarafından tasarlanmış tarihi Illinois Institute of Technology kampüsü gibi önemli yapılar bulunuyor.

Şikago mimarlık Bienali de dünya üzerindeki pek çok kültürel etkinlik gibi yerel yönetim desteği ile ortaya çıkmış şanslı etkinliklerden biri. Bienalin gerçekleşmesi için iki kuruluş, Department of Cultural Affairs and Special Events of the City of Chicago (DCASE) ve Graham Foundation for Advanced Studies in the Fine Arts, birlikte omuz omuza vermişler. Bienal için kar amacı gütmeyen özel bir yapı olarak CAB Inc. kurulmuş. Elbet bu birliktelik her etkinlikte olduğu gibi burada da sponsorlar tarafından destekleniyor. İlk Şikago mimarlık Bienali’nin ana sponsoru, kentte daha önce, Gehry tarafından tasarlanmış olan Millennium Park’ın da yapımına destek sağlamış olan BP olmuş.

Bu arada, Şikago Mimarlık Bienali kapsamında 18 Aralık’ta duyurusu yapılan bir yarışmayı da buradan duyurmak isterim. Uluslararası katılıma da açık olan bu yarışma: Lakefront Kiosk Competition. Michigan gölü kenarında konumlanacak küçük bir yapı tasarımını bekleyen bu yarışmanın kazananı aynı zamanda etkinliğin sponsor tarafından verilen “BP Prize” ın da sahibi olacak. Kazanan yapı bienal süresince Millenium Park’ta sergilenecek ve daha sonra inşa edilerek 2016 baharına kadar göl kenarındaki asıl yerinde kalacak. Kazanan tasarım 10.000 USD değerindeki ödülün yanısıra 75.000 USD tutarındaki uygulama bedeline kavuşacak. Başvurular 23 Mart’a kadar kabul ediliyor.Yarışma hakkında daha fazla bilgi için şu adresi ziyaret edebilirsiniz: http://chicagoarchitecturebiennial.org/lakefront-kiosks/

Etkinliğin sosyal medya hesapları ise şöyle:
Facebook.com/chicagobiennial
Twitter.com/chicagobiennial
Instagram.com/chicagoarchitecturebiennial

2014’ün tasarımda “en iyi” leri. #sanatatak / ocak 2015

2011 ve 2102’de Turkishtime dergisi beni en yaratıcı 50 kişisi listesine alıncaya kadar bilmiyordum bu listelerin varlığını ve önemini. Anladım ki listeler bazı şeyleri hap gibi hızlı alıp yutmak için birebir .Yine de benden tasarım dünyasının 2014 listesi istendiğinde yıl sonu liste furyasına katılmak istemedim. Bazı şeylerin yılın sonunda güme gittiğini düşünüyorum. Yılın ilk günlerinde ise “aynı” şeyler daha taze geliyor insana. Yeni yılın başı itibarıyle 2014 tasarım dünyasından da bir doz liste işte…

En kötüler listesi istenseydi daha hızlı ve çabuk yapabilirdim ama olumsuz fikirlerimi olabildiğince kendime saklamayı öğreniyorum yavaş yavaş. Zaten eleştirmek, kötülemek çok kolay ve bunu sık yapıyoruz ama alkışlamayı, tebrik etmeyi pek bilmiyoruz. Bu nedenle bende en çok iz bırakanları listelemeye çalışacağım; buyrunuz benim en iyiler listem. İçinde eşyalar, ofisler, etkinlikler var.. Ama daha önemlisi onları ortaya çıkaran insanlar var. Umarım keyif alırsınız (Bu yazıya başlarken aklımda hiçbir şey yok henüz; emir büyük yerden geldi başladık bakalım kimler gelmiş kimler geçmiş..)

1. EAA OFİSİ ve SANCAKLAR CAMİİ

Emre Arolat, bu ülkede yaptıklarından ötürü en çok eleştiri alan mimarların başında geliyor. Bir Emre Arolat fanatiği değilim ama iş yaşamımda aralıklarla da olsa kesiştiğim bu mimarı, 10 yıldır takip ediyor ve tutarlı buluyorum. Yaptığı işleri hikayelemesini ya da hikayelerini sunuş biçimini beğeniyorum.Eleştirilerin ardında pek çok duygu var: Büyük işler ortaya koyuyor, iddialı işler ve dürüstçe bunların ardında duruyor. Durmakla kalmıyor konuşuyor, yazıyor, anlatıyor.

Benim 2014’te de, kim ne derse desin, kalbimi fetheden mimarlık şirketi EAA ve mimari yapısı da 2013 tarihli Sancaklar Camii oldu. Bu yapı 2013 Ekim ayında WAF ( Dünya Mimarlık Festivali ) dini yapılar birincisi seçildi ve 2015 için de Mies van der Rohe Avrupa Birliği Çağdaş Mimarlık Ödülü’ne aday gösterildi, mimarın diğer eserleri ile birlikte. Arolat’ın ofisi ayrıca geçtiğimiz yıl, Almanya merkezli Baunetz Media tarafından hazırlanan, “dünyanın en iyi mimarlık büroları” sıralamasında bir Türk mimarlık bürosu olarak ilk 50 arasında yer aldı.

Emre Arolat Architects ,Eylül-Ekim 2014 dönemine ilişkin listede 48’inci sıradaydı ve burası ünlü İngiliz mimar Lord Norman Foster’ın kurduğu Foster and Partners adlı büronun bir üst basamağıydı.

afoto

2. BAKSI MÜZESİ

2014‘ün son günleri, beni Zorlu’daki Raffles Otel’in balo salonuna sokan etkinlik, Baksı Müzesi’nin Avrupa Müze Ödülü alması şerefine düzenlenen davetti. Gözlerim çok sevgili Hüsamettin Koçan’ı ararken, kültür ve sanat dünyasının neredeyse bütün önemli isimleri ile göz göze geldim. Pek çoğu ile sohbet edebildim. Bu ortam şaaşalı galeri açılışlarının tersine ağırbaşlı, oturaklı ve dingindi. Güzel sohbet, güzel insanlar bir araya gelmişti. (Bunun için de Arhan Kayar- Esra Ekmekçi ve ekibini takdir etmek lazım.) Baksı Müzesi’nin gönül işi olan hikayesini burada değil zamanı gelince ayrı yazılarda anlatacağım ama eğer burada olup biteni bilmeyen hala varsa, acilen bu eksiğini kapamalı; bir göz atmalı.

Değerli ressam ve hoca Koçan’ın doğduğu topraklara gönül borcunu ödeme, yeniden kendi köklerinde yaşama biçimi Baksı. Koçan, konuşmasını, o güne dek hiç konuşma fırsatı bulamadığım sevgili eşi Oya Koçan ve yörenin tüm kadınlarına ithaf ederek gerçekleştirdi neredeyse. Etkilendim. Yılı bitirmeden çok uzun süredir yapmayı ihmal ettiğim o ziyareti gerçekleştirdim ve 2014’ün son haftasında Bayburt Baksı Müzesi’ni ziyaret ettim. Burada tanıştığım Oya Koçan’ı ve sohbetine samimiyetine her zaman hayran olduğum Hüsemettin Koçan’ı bir kez daha ayakta saygı ile alkışladım.

Kimsenin yapmadığını, önemsemediğini böylesine hayata geçirebilmek her şeyden önce cesaret ister. Müze (ki burası bir müze olmanın çok ötesinde bir kültür, yaratıcılık ve turizm merkezi) koca bir hiç ortasında vaha gibi bir nokta. Gerçek bir “Hiç” ten bahsediyorum.Koçanlar ve Baksı destekçileri bu hiç’in içindeki kırıntıları bir araya getirmek, ayakta tutmak, yaşatmak için her adımlarında bir mucizeye imza atıyorlar. Herşeyin “zor”, pek çok şeyin de “yok” olduğu bir coğrafyada, bir anlayışta, tam orta yere ödüllü bir sanat galerisi, seramik, resim, dokuma yapılabilecek yaratıcılık atölyeleri, etkinliklerin yapılabileceği bir konferans ortamı, bağışlarla büyüyen bir kütüphane yerleştirmişler.Ne kadar gitsek, ne çok desteklesek yine yetmez.Benim için 2014’ün müzesi yine yeniden Bayburt’un Baksı’sı oldu.

IMG_8870 IMG_8819 IMG_8651

3. SUPERPOOL

Bir diğer mimarlık ofisi 2014 listemin en iyileri arasında. Ama Superpool ‘a salt bir mimarlık ofisi demek yetmez. Sosyal bir mimarlık platformu bana göre. Superpool, aynı zamanda evli çift Selva Gürdoğan ve Gregers Tang Thompsen’in ortaklığında, 2006 yılında kurulmuş bir şirket.Selva ve Gregers, Hollanda- Rotterdam’da Rem Koolhaas’ın OMA ofisinde mesai arkadaşı olmuşlar. Ben de Selva ile bienal hazırlıkları sırasında beni (üşenmeyip Amsterdam’lara kadar gelerek!) Rem Koolhaas ile tanıştırması vesilesiyle tanışmıştım.Superpool, tasarım bienallerine olan katkısının dışında 2013’te kurulan Studio X”in de mutfağındaki isim, Audi Urban Futures Lab gibi pek çok uluslararası işbirliğinde Türkiye’den akla gelen ilk ofis. Kent için çalışmaları ile öne çıkıyor. Kent mobilitesi – toplu ulaşım, kültürel haritalamalar gibi pek çok çalışmaya da büyük emek sarf ediyorlar.

2014’te MOMA’da (Modern Museum of Art) açılan Uneven Growth – Tactical Urbanisms for Expanding Megacities (Düzensiz Büyüme:Genişleyen Megakentler için Şehirleşme Uygulamaları) isimli serginin İstanbul ayağını onlar gerçekleştirdiler. Kısacası Superpool, 2014’te etkinlikleri ile İstanbul’a değer üzerine değer katan genç ofis oldu. 2015‘te mutlaka takipteyiz.

moma-uneven-growth-istambul1

4. ERSA ve AYKUT EROL TASARIMI WALL

Türkiye’de mobilya önemli bir sektör ve ofis mobilyaları bu alanda büyük paya sahip. Önde gelen ofis mobilyaları markaları arasında son yıllarda öne çıkan bir ofis ERSA. 1958 yılında Sivas’ta bir metal atölyesi olarak kurulan firma 1999 yılında Türk ve yabancı olmak üzere pek çok tasarımcı ile çalışmaya başlıyor ve o tarihten itibaren tasarım kelimesi ile marka bana göre yanyana durdukça güzel gelişmeler birbirini takip ediyor.

Türk tasarımcılarla daimi işbirliği, bunlar sonucunda gelen pek çok yerel ve uluslararası ödül, yenilikçi sergileme anlayışı ERSA’yı rakipleri arasında sağlam bir yere oturtuyor. Firmayı 2014 listeme yerleştirmemdeki sebep, Design Turkey ödülleri sergisinde rastladığım yeni ürünleri WALL oldu. Bu ürünün tasarımı sevgili meslektaşım Aykut Erol’a ait. Bu tasarım aslında 1968 yılında tasarlanmış ve hala seri olarak üretilen klasik ve ucuz metal soyunma dolapların gövdesinin üretim şekli hiç değiştirilmeden aynı iş akışı ve montaj bandı kullanılarak yeniden tasarlanması (redesign) ile ortaya çıkmış.

Ürünün yeni halinde sadece kapağında yapılan değişiklikle, klasik metal dolap depolama fonksiyonunun yanında modern ofislerde ve evlerde kullanılabilecek bir seperasyon haline de gelmiş. Ayrıca bu üründe dolabın kapağında kullanılmak üzere seçilen malzeme hepimizin bildiği çatılarda kullanılan “ondüle sac” . Bu ürüne 2014 yılındaki Design Turkey‘de ödül vermeyen jüriyi kınıyor ve kalbimin ödülünü veriyorum! Yenilik severiz, ERSA her zaman yenilik sunan bir marka ve tasarımcı Erol da yeni bir yaklaşım sunan bir tasarımcı olarak 2014’te umutlarımızı kaybetmememizi sağladı. Bravo.

wall ilan

5. ZOOM TPU ve Memorial Wellness Zorlu

Levent Çırpıcı ve Atila Kuzu’nun Zoom’u için sağlık sektörünün tasarımcıları desek yalan olmaz. Pek çok farklı projeye imza atan bu ikili sağlık sektörünün çehresini değiştiren isim oldular. Bu nedenle benim için sadece 2014 için değil tüm zamanlar için yakından takip ve takdir ettiğim bir ikili.Zoom ekibinin geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği başarılı uygulamalardan Zorlu’da bulunan Memorial Wellness. İçeri girdiğiniz anda bu dünya ile olan bağlarınızı koparmayı başaran bu mekan tasarımı, bu özelliği ile zaten ilk etapta amacına ulaşmış oluyor.İstanbul’un keşmekeşinden kurtulup ‘gelecekte bir film karesine ışınlanmışsınız’ algısını yaratan bu başarılı mekan tasarımı elbet ikilinin tasarım uygulamalarında her zaman ön planda tuttukları kaliteli malzeme ve imalat ile desteklenmiş. Yaşadığımız ortamları güzelleştiren ve yaşam kalitemizi arttıran yalın, saf ve taze tasarımlara imza atan bu ikili benim zamansız favorim.

Screen Shot 2015-01-06 at 15.23.34 Screen Shot 2015-01-06 at 15.23.00

6. TASARIM BİENALİ ve PARALEL ETKİNLİKLERİ ( DANTEL, DHOKU, TEKTONİK VE DEFNE KOZ)

2014‘ün tasarım listesini çıkarıp, 2.si gerçekleşen İKSV Tasarım Bienali’ne değinmeden geçmek olmaz. Bienal bu alandaki en kapsamlı ve en güçlü etkinlik olarak 4. yılında kendine haklı bir yer edindi. Bu yıl İKSV’nin diğer bienali gibi tasarım bienali de ücretsiz gezildi. Kuratör Zoe Ryan‘ın “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” teması çerçevesinde şekillenen ana sergi Galata Özel Rum İlkokulu’nda yer aldı ve bu sergiyi 100.000 kişi izledi. Bienalin öne çıkanları arasında bana göre bienal sergisi çok iddia taşımadı ama, beraberindeki söyleşiler, orta alanda buluşan coşkulu kalabalık, Kontrakt’ın canlı radyo yayınları ve Kronotrop’un etrafa yaydığı kahve kokusu iz bıraktı.

Bienal bu yıl beraberinde düzenlenen pek çok paralel etkinliği de motive etti. Tüm Adahan Oteli’ni bir sergi mekanına dönüştürmeyi başaran SalonDantel, Amsterdam’lı SALON ekibi, Gijs Stork ve Manon Schaap tarafından düzenlendi. Ben de bu sergiye hem yeni tasarımımla katıldım hem de Türkiye’li tasarımcıların katılımı konusunda yardımcı kuratörlük gerçekleştirdim. Paralel etkinlikler kapsamında ayrıca, artık gelenekselleşen ve Ali Cindoruk kuratörlüğünde sunulan “Talimatlar / Uygulamalar” başlığını taşıyan Dhoku kilim koleksiyonu, Autoban ve Şişecam atölye sergisi “Glass is Tomorrow”, Gökhan Karakuş kuratörlüğünde gerçekleşen “Hiperkaik Tektonik” zemin tasarımı sergisi ve elbet Galeri 74’de açılan ve Defne Koz’un 3D baskı teknolojisi ile üretilmiş heykelsi aydınlatmalarının yer aldığı “Solid Air “ sergisi bienalin değerine katkı sunan kanlı canlı etkinliklerdi. 2016’da gerçekleşecek 3. Tasarım Bienali’ni heyecanla bekliyoruz.

salondantel poster2

7. MEKAN VE OLASILIKLAR ETKİNLİĞİ

2014 yılının Nisan ayında gerçekleşen en yeni ve en taze etkinlik, Mekan ve Olasılıklar etkinliğiydi. Modüler alanların tasarımı alanında deneyimli marka Terminal tarafından Jotun desteği ile gerçekleştirilen etkinlik, kendi alanında bir ilki de getirdi beraberinde. İlk kez mekansal yaklaşımda kurgu,sahneleme, perakendede tasarımın, rengin, ışığın rolü, ve mekansal iletişim gibi konular tartışıldı. Etkinlik uluslararası konuşmacıların yer aldığı bir konferans da sundu izleyicilerine.Etkinlik mekanı yine Galata Özel Rum İlkokulu olarak seçilmişti ve bu mekan Terminal ekibi tarafından tümü ile baştan ele alınarak yeniden yaratılmıştı. Sergi alanları içerisinde davetli olarak kendi tasarımlarını sunan tasarımcıların yerleştirmeleri ile kendi içinde küçük bir bienal tadı taşıyan bu etkinlik, düzenleyen markanın kendi işine nasıl büyük bir özen ile yaklaştığının somut örneği oldu. Umuyoruz devamı gelsin.

mekan-ve-olasiliklar     BkdSummIUAAz_pF.jpg-large

8. TONK PROJECT

Yine 2014 yılında gerçekleştirilen Design Turkey ödül sergisinde gözüme çarpan ve yanılmıyorsam maalesef ödül alan grubun içinde bulunmayan Tonk Project de benim için 2014 yılının getirdiği yenilikler arasında yerini aldı. Bu girişim ile üretilen beton karoları ne kadar beğendiğimi belirtmeliyim. Böyle bir açık vardı ve Tonk buna iyi bir yaklaşım sundu. Alternatif ve gerçekten özgün mekan yaratmada iyi bir seçenek olan Tonk, 2014’ye red dot design ödülünü de kaptı. Bravo diyorum ve takip ediyorum. Türkiye’deki gelişmeler bir yana kuşkusuz dünyadaki tasarım ajandası bambaşka bir dinamizm içindeydi.

Tüm yıl boyunca 3D yazıcılar ve ürettikleri, ürettiklerinin ahlakı, nerelerde nasıl kullanılacağı tartışıldı durdu. Hayatımızda, evlerimizde bizden biri olan bu yazıcılar bir yana, neredeyse her geçen gün yeni bir teknolojik gelişmeye (ve dolayısı ile tasarıma) tanık olduk; bunların pek çoğuna ulaşabilir olmamız ise bizleri çılgına çevirdi. Beklenen yeni iphone telefonu ve Apple Watch lansmanı gerçekleşti. Dünyadaki tartışmaları 2014’te teknoloji, sürdürülebilirlik ve kentleşme ekseninden neredeyse hiç ayrılmadı diyebilirim. Burada apayrı bir liste yapmak gerek…Diğer yandan 10’luk listemin son iki maddesine benim 2014”te en çok kullandığım iki (app)likasyonu yerleştirmek istedim.

Screen Shot 2015-01-06 at 15.57.24

9. THICKET

Müzik ile görselliği birleştiren bu apps bir algoritma sunuyor. Parmak hareketlerinizle hem bini bir dj performansı gerçekleştirebiliyor (ancak basit ritimlerle) hem de bunu ekrana yansıtarak başarılı bir görsellik sağlayabiliyorsunuz. Ev partileri için ideal olan bu uygulamayı ben zaman zaman terapi amaçlı da kullandım itiraf etmeliyim. Tasarım bakımından uygulamalarda katalımcılık sağlamak 2014’ün önde gelen eğilimi oldu. Bu kapsamdaki başarılı uygulamalardan biri olarak Thicket benim için 2014’ün kazananlarından.

thicket2

10. OVER

Telefonunuza bir grafik tasarıcımcısı kadar çok font, hazır ikon vb. indirebilmenizi sağlayan bu uygulama da 2014’te hayatıma giren ve çok sıkça kullandığım bir kaynak oldu. Çok kısa süre içerisinde güzel ve şık posterler hazırlamak, fotoğraf üzerine mesajlar yazarak paylaşmak için ideal. Benim için cazip yanı font çeşitliliği elbette. Over yılın son günlerinde RED kampanyası ile satışa sunuldu. Yine 2014’ün gözde yaratıcı eğilimi, ticareti sosyalleştirmekti. Tüketimlerimizi sosyel amaçlar uğruna yaptıkça kendimizi daha iyi hissettik belki de. Başka bir 10’luk listede görüşmek üzere.. demeyeyim !…

Over-App-620x353

Bir sonraki yazıya kadar hoşçakalın.

2014 in review

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2014 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Bir San Francisco teleferiği 60 kişi kapasitelidir. Bu blog, 2014 içinde yaklaşık 1.500 kez görüntülendi. Eğer bu bir teleferik olsaydı, bu kadar çok kişiyi taşımak için yaklaşık 25 tur atacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.