CLERKENWELL TASARIM HAFTASI / MAISON FRANCAISE

Dünyanın en köklü tasarım üslerinden Londra’nın yeni gözbebeği Clerkenwell bölgesinde düzenlenen  tasarım haftası 21-23 Mayıs tarihleri arasında  4. kez gerçekleşti.

Bol yağmurlu ve kış aylarını aratmayacak kadar soğuk bir havada geçen tasarım ve mimarlık dolu bu 3 gün boyunca bu eski ortaçağ mahallesinin tüm ara sokakları kaşifler ile doluydu.

Eskiden beri mücevher, kitap cildi, baskı, saat yapımı  gibi pek çok  zenaate ev sahipliği yapmış olan bu bölge, yeni yüzü ile yaratıcılığın ve inovasyonun  merkezi olarak konumlanmış durumda. 200’ü aşkın mimarlık ofisi, aralarında Vitra, Poltrona Frau, Flos  ve Moroso gibi önemli markaların bulunduğu 60 kadar mağazası ve geleneğin takipçisi olarak uzun zamandır burada  bulunan grafik ve yeni medya stüdyoları ile  bölge gerçekten  İngiltere’nin yükselen global değeri. Türkiye’den Koleksiyon Mobilya’nın da burada 2011 den beri bir mağazası bulunuyor.Clerkenwell Tasarım Haftası da bu atmosferdeki potansiyele dikkat çekmek için her yıl 3 günlük bir etkinlik olarak düzenleniyor.

Dördüncü  yılında etkinliğe katılan yeni mekanlar oldu ve açıkçası bu durum  ortamı gerçek bir festival havasına dönüştürmeye yetti. Beraberinde  açılmış olan küratör sergileri , konuşmalar ve sunumlar ile Clerkenwell tasarım haftası, gelecek seferi beklenen etkinlikler ajandamızda yerini sağlamlaştırdı.

Etkinliğin ağır toplarının başında, kuşkusuz yeni mağazasını ilk kez görücüye çıkaran Zaha  Hadid bulunuyordu. Dünyaca ünlü mimarın, mimarlık eserlerinin dışında kalan çalışmaları olan mobilya, aydınlatma, ayakkabı, takı gibi ürünlerinin sergilendiği bu galerideki en çarpıcı  ürün pek çoklarına göre” liquid glacial table “ isimli yekpare camdan üretilmiş olan masa/ sehpa olarak öne çıkabilir. Eş zamanlı olarak Londra Tasarım müzesindeki “design of the year” adayları arasında da sergilenmekte olan ürün ne yazık ki  burada ödül almamış olsa da  son günlerde , mimarın en ilgi gören tasarımları arasında yer alıyor. Galeriyi elbet bu özel seçki için de görmeyi tercih edebilirsiniz ancak bana göre buraya gitmek için bir diğer neden, akıl ve estetiğin bir araya getirilerek yapıldığı  mağaza merdivenleri olabilir.

Etkinliğin ana  merkezi Farmilioe Binası, İngiliz yaratıcılığının ve  imalat ustalığının pek çok tasarım firması  ile birlikte sunumuna ev sahipliği yapıyordu. Mobilya alanında özellikle son yıllarda ortaya çıkan üretici- tasarımcı firmalardan ,Young and Norgate, Bark furniture and James Smith görülmeye değerdi. Etkinliğin ana sponsoru olan Jaguar’ın RCA ( Royal College of Arts) öğrencileri ile birlikite gerçekleştirdiği geleceğin araba konseptine dair atölye çalışmalarının sunumu da burada  konumlanmıştı.Ortaya çıkan işler aliştığımız araba tasarımlarından çok farklı, fantazilerle yola çıkmış ve /veya akla gelmez malzeme ve uygulamaları  denemiş  tasarımlardı.

Bu yıl eklenen iki mekan olan , House of Detention , aslında bir ortaçağ hapisanesi. Mekan başlıbaşına ilgi çekici.Yerin altına girdiğiniz bu hapisanenin dar nemli ve karanlık dehlizlerinde yürürken her köşe başında yeni bir yetenek ile karşılaşmak olası kılınmıştı. Mekan açıkçası izleyici için bir hayli zorluydu ama yine de aralarında ilustrasyondan mobilyaya duvarkağıdından aydınlatmaya kadar pek çok ülkeden gelen irili ufaklı tasarımcı ve tasarım stüdyolarının bulunduğu bu alanda..arada sıyrılan, Philip Aduatz,Katy Goutefangea,Alex Mueller gibi genç yetenekler gözden kaçmıyor ve izleyiciler yeni bir keşif mutluluğu veriyordu.

İç mimarlık alanına daha yoğunlaşmış görünen “ the order of St. John “ binası da aynı ortaçağ kasveti iye izleyiciyerini ağırladı. boca de lobo, Larbeck, Brabbu gibi mobilya markalarının arasında Delightful tarafından sergilenen aydınlatmalar ilgi çekiciydi. Yorulan izleyiciler için nerede ise tek açık dinlenme alanı bu binanın avlu bahçesiydi.

Bu mekanlar arasında konumlanmış pek çok mağazadaki sunumlar ve kokteyller bir yandan; bir makandan diğerine koştururken sokakta karşınıza aniden çıkan pop -up sergiler diğer yandan derken , etkinlikler kapsamında  gerçekleştirilen pek çok atölye çalışması , söyleşi ve  buluşma yı da yakalamak gerekliydi. Bunlara arasında en ilgi çekicilerinden biri olan Assemble atölyesi kapsamında  katılımcılar  3D yazıcı ile üretilen bir DIY sandalye  tasarımı yaptılar ve bu sandalyeye  ücretsiz olarak sahip oldular. Kentsel konulara duyarlı, mekan ve ürün algısını birleştiren çalışmaları ile Assemble, gelecekte takip edilmesi gerekli  tasarım stüdyolarının başında geliyor.

Yoruldukça soluklanmak için katlımcı mağazaların kokteyl ve buluşmalarını tercih etmem, biraz da sosyalleşme olanağı  yarattı , ne varki, Vitra mağazasında, neredeyse izleyicierin yarısının dışarıda kalarak gelemediği Erwan Bouroullec  ile Chris Turner sohbeti benim için bu etkinlik ziyaretinin en  kazan- kazan anıydı;-)

Londra, insana  tasarım  ve yaratıcılık konusunda her zaman beklediğinden fazlasını verir. Bu kapsamda , her zaman yaptığım gibi TATE Modern ve Design Museum sergilerini kaçırmadım.TATE Modern’de harika bir Roy Lichtenstein  Retrospektifi bizleri bekliyordu. çok sevdiğim bu pop sanatçının hiç görmemiş olduğum Çin’den ilham almış serisini ilk kez görme şansım oldu.Bu sergi maalesef artık bitti.

Design Museum da, “yılın tasarımı/ design of the year” adaylarının sergisi  yer alıyordu. Aşina olduğumuz fazlaca ürünün yanında bu yıl mekanlar ve düzenlemeler ile sosyal içerikli tasarımlar ağırlık kazanmıştı. Adaylar arasında Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk ‘un Masumiyet Müzesi’nin bulunması beni gururlandırdı. İngiltere bu yıl, “ yılın tasarımı ödülünü hükumetin web sitesine verdi. ( gov.uk).Darısı bizim kurumsal yapılarımızın da aynı düzeydeki bir tasarım bilincine kavuşmasına !

Reklamlar