KOBİ LER İÇİN TASARIM ODAKLI DÜŞÜNME ZAMANI – OPTİMİST EKİM 2014

optmist ekim14-1

Reklamlar

tasarım ile liderlik, tasarım ile değişim

2014 yılında tasarımı asla bildiğimiz değerler üzerinden konuşmayacağız.

Yeni bir yılın ilk günlerinde dünya, tasarım adına yepyeni bir çağın da başlangıcını kutsuyor gibi. Aslında neredeyse son 5 yıldır ivmelenen bu dönüşüm, geçtiğimiz aylarda yayınlanan onlarca makale, konferanslarda yapılan sunumlar ve ardarda basılan yeni kitaplar ile artık tescillendi. 2014 yılında tasarımı asla bildiğimiz değerler üzerinden konuşmayacağız.

Size bu kez, beni bu dönüşüm ile ilgili olarak heyecanlandıran yayınlardan sadece ikisinden bahsedeceğim; umuyorum yeni yıl için bu iki önerim sizler için de yenilik ve heyecan kaynağı olsun.

İlk yayın, Maria Giudice ve Christopher Ireland tarafından kaleme alınmış olan “Rise of the DEO / Leadership by Design”. Bugüne dek meslek pratiklerinin yanısıra tasarımın yönetimsel gücünü kendi kariyerinde ve yeni girişimler yaratmada kullanmış bir kişi olarak bu kitap bana ilaç gibi geldi; geçtiğimiz ay bir çırpıda okudum.

Kitap isminden de anlaşılabileceği gibi, yeni çağda, firmalardaki CEO (Chief Executive Officer) ların yanında aynı yetkilerde DEO (Design Executive Officer) ların da  alacağını (yada CEO ların, DEO özellikleri taşıyan kimselere dönüşmesi gerektiğini) savunuyor özetle.

Tasarım kelimesi özellikle iş dünyası için bugüne kadar inovasyon, rekabet, yenilik ile özdeşleşti. Bu kavramı tanımlayan pek çok geçerli açıklama var. Kitapta bunların hiçbirinin yeterli olmadığından bahsediliyor. Tasarım “iş”inin özüne indiğimizde aslında “değişim” den bahsediyoruz. Yeni bir ürün, sistem veya organizasyon tasarlamak mevcut olanı değiştirmek veya hiç olmayan bir öneri ile yepyeni (yani değişik) bir alışkanlık getirmektir. Tasarımcı bakış açısının en büyük gücü, değişim ve yenilik için risk alma cesaretinin olması. Bu nedenle  kitabın yazarları tasarım kavramının tanımına net olarak şunu ekliyor: Tasarım, kolektif değişimi teşvik etmektir.

Size önereceğim diğer yayın ise Patrick Newbery ve Kevin Farnham tarafından kaleme alınmış olan “ Experience Design / A Framework for Integrating Brand, Experience and Value “. “Deneyim Tasarımı” olarak Türkçe’ye tercüme edebileceğimiz bu kavram da son yılların altı hızla doldurulan yeniliklerinden biri. Kullanıcı Odaklı Tasarım yaklaşımı ile birlikte akademik ortamda fazlaca yaygın olan bu kavramı, iş dünyamıza yeterince etkin biçimde aktarabilmiş olsaydık, bugün tasarım pratiği ile iş dünyası arasındaki beklentiler biraz daha birbirine yaklaşabilmiş olurdu. Bu yayında en çok hoşuma giden, deneyim tasarımı kavramını sadece  ürün ve müşteri odaklı olarak ele almayıp, yönetsel bir düzeye çıkarabilmesi. Deneyim tasarımının, firmalar için en öncelikli kavramlar olan “marka” ve “değer”  kavramları ile  entegrasyonunu sağlayayan bir içerik sunuyor bu kitap.

Kitapta altı çizilerek değinilen konu, maker/designer dediğimiz yapıcı tasarımcılar ile işveren arasındaki anlayış farkı. Güzel olan şu ki her iki tarafı birbirine yaklaştıracak öneriler de bir ders kitabı hassasiyetinde sıralanmış durumda. Şu güne kadar tasarımcı tarafındaki problemlerin bu denli iyi ifade edildiği, diğer yandan da iş dünyasındaki bakış açısı ve önceliklere göre başarılı yol haritalarının önerildiği bir yayına rastlamadım diyebilirim. Kendi işinin patronu olan ve şirketlerinde yetkili olan tüm yöneticilere hararetle tavsiye ederim. Yaratıcı bir yıl olması dileklerimle.

 

Tasarım Odaklı Düşünce (DESIGN THINKING) /optimist dergisi eylül 2013

Davos‘ta geçtiğimiz Ocak’ta gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’nda ilk kez tasarım odaklı oturumlar yapıldı ve resmi bir birim olarak Tasarım ve İnovasyon Global Gündem Konseyi ( Global Agenda Council on Design and Innovation ) etkinliklerine başladı.11 Temmuz’da ise Birleşik Krallık’ta ilk kez devlet yönetimi tarafından tasarım kelimesi iç işleyişin “ toplum için servis tasarımı”, “politikaların tasarımı” ve “mevzuatların tasarımı” tanımlamaları için resmi dil olarak kullanıldı.

Tasarım, değişen kabuğu ile tekniği ve estetiği buluşturan bir meslek pratiği olmaktan çıktı ve üst yönetim düzeyinde benimsenmeye başlayan bir “ strateji ” konumuna erişti. Buna:“ Tasarım Odaklı Düşünme ” olarak tercüme edebileceğimiz “Design Thinking” deniyor.

Bu yöntemin kullanımı ile birlikte, tasarım “iş” inin özüne dönüyor ve biz tasarımcıların herhangi bir yaratıcı problem çözmek için temel eğitim olarak edindikleri çeşitli evreleri, iş dünyasının yönetim süreçlerine aktarıyoruz. Bu aslında bir tür strateji. Başta bu akımın öncüsü olan IDEO’nun yaptığı çalışmalar ve pek çokları ispatlıyor ki olumlu sonuçlar her zaman garanti.

Tasarım odaklı düşünme ile ekonomik büyüme, iş geliştirme ve  kalkınma alanları farklı bir boyut kazanabiliyor. Yarıtıcı bakış açısı aynı zamanda mevcut uygulamaların sağlamakta başarısız kaldığı “ sürdürülebilir” bir gelecek için de umut ışığı demek.

İş dünyamızın ve 2023 hedeflerinin kanımca fazlaca ıskaladığı bu “ yaratıcı ” stratejilerde tüm dünya inanılmaz bir ivme ile evrilmeye başladı. Ucuz üretimin kalesi olarak bildiğimiz Çin’de 2012 itibarı ile  tasarım öğrencisi sayısı tam bir milyon, ama ben yine de tasarım konusunda Çin ve İtalya gibi ülkeleri bırakalım ve gözümüzü artık biraz da Afrika, Tayvan, Güney Kore, HongKong, Singapur, Malezya, Endonezya, Hindistan gibi çok da düşünmediğimiz ülkelere çevirelim derim; bu ülkelerin her biri batı dünyasından aldıkları destekler ve danışmanlıklar ile özel sektörden devletin yönetim birimlerine kadar “ yaratıcı politikalar ”ı benimsemiş ve stratejik hedef olarak koymuş durumdalar.

Gelecekteki rekabet sadece Türkiye için değil, tüm dünya ülkeleri için bu ülkelerin kuralları ile yazılacak ve şu anda yaratıcı politikalar ile destekledikleri sosyal kalkınma ve üretim endüstrisi bakımından açık ara ilerlediklerini görmek hiç de zor değil.

Bu alanın devlet politikaları mertebesinde en önde gelen temsilcilerinden biri olan Danimarka’da yapılan bir araştırma gösteriyor ki, tasarımı inovasyon ve iş geliştirme süreçlerinin stratejik bir parçası haline getiren şirketlerin değerlerinde, tasarımı sadece bir teknik pratik olarak kullanan şirketlere göre net %22 lik bir artış gözlenmiş; benzer istatistikleri çeşitlendirmek mümkün.

Tasarım odaklı düşünme, başta sosyal hizmetler ve kalkınma alanında oldukça yaratıcı öneriler sunduğu için, yönetimlerin çok benimsediği bir araç haline geldi. Diğer yandan bu yöntem şirketler için de olmazsa olmaz bir kavram olan inovasyona açılan bir kapı konumunda. Pek çok şirket bu alanda kendini nasıl geliştireceğini, nasıl daha inovatif bir şirket haline gelebileceğini ve bunu nasıl ölçümleyebileceğini bilmiyor.Tasarım odaklı düşünme bu aşamada devreye giriyor ve yaratıcılığın aslında “ilham” dan kaynaklanmadığını, sistematik bir çalışmanın ürünü olduğunu iş dünyasına ispatlıyor.

Bana ayrılan bu köşede, bundan sonra tasarımı, iş dünyası için stratejik bir rol arkadaşı olarak ele alacağım ve dünyanın çeşitli stratejilerinden örnekleri detayları ile sizlerle paylaşabileceğim.